Bu zamana kadar hiç böyle bir araştırma yapmamıştım. Ta ki, Efe'nin bu yönde eksik olduğunu görene kadar. Seviniyordum evde hiç kitap yırtılmadı diye, şimdi zorla kağıt yırttırmaya çalışıyorum. Ama baktım zorla olacak işler değil, cazip hale getireyim oyuna dönüştüreyim dedim.
Doğası gereği zaten birşeyi yap dedinmi yapmaz çocuklar. Bir amacı bir mantığı olması lazım bence. Eğlenceli hale getirmek lazım. Şöyle bir örnek:
Bana göre Efe asla oyuncaklarını toplamaz kimse de toplatamazdı. Ta ki, öğretmeniyle topladığını görene kadar. Şarkı eşliğinde topluyor gayet güzel.
"Efe oyuncaklarını toplayalım mı kutuya atalım?"
"Hayır istemiyorum anne yapsın."
"Şimdi herşey oyuncak kutusuna kutusuna(şarkı ile)"
Ve mutlu son Efe şarkı söyleyerek yapar.
Her çocuk farklı karakterde ve hepsinin bir çözüm noktası var bence.
Peki asıl konu ince motor kas gelişimi için çalışmalar olunca nasıl oluyor, onları da yazayım dedim:
1) kağıt yırtma çalışmaları
Evdeki gazete ve dergileri yırttırabilir hatta bunlarla bir resmin içini yapıştırarak doldurabilirsiniz. Biz, top yapma yöntemini seçtik. Anneannemiz buldu bunu da:) Baktık ki yırtmıyor, " hadi bunu kartopu yap at" şeklinde yönerge verdik. Hem kağıdı yırtmış hem de avuç içinde sıkmış oldu.
2) Oyun hamuru
En fazla beş dakika oynar bırakır hamurları. Ben de evdeki oyuncak hayvan figürlerine yem yaptım. Elimde yuvarladığım minik toplar yemek oldu hayvanlara. Aynısını ondan da yapmasını istedim. Ve ne kadar güçlü olduğunu görmek adına hamuru avuç içinde sıkmasını sağladım:)
Hamuru küçük parçalara ayırıp bir şeyin içine yerleştirmesi de bayağı oyalayabiliyor.
3) Maşa çalışması
Kesme şekerleri bir kaptan diğerine maşa yardımıyla geçirmeyi çok sevdi. Değişik geldi belki de. Oyun hamurundan yaptığım küçük topları da maşa yardımıyla taşımasını sağladım. Belki de hamur oyunları içinde en sevdiği buydu.
4) İp geçirme çalışmaları
Önce makaralarla başladık işe. Bir yandan ipe geçirirken, renk, sayı gibi kavramları öğrenebilir minikler. Şimdilerde ise bu makaraları renklerine göre gruplayıp kule yapıyor Efe. Bu makaraları mothercareden almıştım indirim zamanı.
Geçenlerde ise, Melissa&Doug' ın ahşap ip geçirme setini aldım. Daha yeni olmasına rağmen çok kötü değil arası Efe'nin bununla:)
5) su aktarma
Tek bıkmadığımız oyun bu heralde... Saatlerce kaptan kaba su aktarabilir hatta onlarla yeni karışımlar yapabilir.
6) Djeco Vehicles oyunu. Bir çeşit puzzle olan bu oyun aslında parçaları çevirerek takmaya yönelik olduğu için tam şu anda amacıma göre. Dört tane araç var ve bu araçların tekerleri çevirilerek takılıyor. Tamiri bittikten sonra arabalarla oynamak keyifli gelebilir.
7) Playskool patates kafa oyunu. " bu oyuncağı kaldır istemiyorum" ile başlayan cümleden sonrasını tahmin edin siz... Aslında sevimli eğlenceli ve yaratıcı bir oyuncak. Ama Efe sevmedi. Parçaları yerine takıp çıkartmak tam onun ihtiyacına göre ama olmayınca olmuyor işte:)
8 Mayıs 2013 Çarşamba
7 Mayıs 2013 Salı
Kitap önerileri-kedi kitaplarımız:)
Bir ara takmıştı bizimkisi Pırtık Tekir'e. Artık öyle oldu ki kitaba gerek yok okumak için... Şimdi yazdığım bu iki kitabımızda sevimli pisiciklerle ilgili. İkisi de Yapı Kredi Yayınları'ndan. Cici Pisi Tedi, okumayı bilmeyen ama okumayı çok isteyen bir kedinin ve onun iki kardeşinin hikayesi. Küçükken anne ve babası uzaklara giden Tedi, iki kardeşine bakmak için çikolata fabrikasında çalışmaya başlar. Okula gitmediği için okumayı öğrenemez. Bir haftasonu parktan dönerken iki kedi kardeşle arkadaş olur. Ve arkadaşları sayesinde okumayı öğrenir.
Cümleler çok kısa değil kitapta. İlk başta sıkılabilir miniğiniz. Ben genelde kısalttım cümleleri. Ama resimler çok eğlenceli. Biraz aşina olunca, tamamını dinleyebilirler.
ÜÇ KEDİ BİR DİLEK
Bu kitap favorilerinden. Cümleler kısa ve sonları kafiyeli olduğundan hemen hafızaya yer ediyor. Tekerleme söyler gibi kitabı bakmadan tekrar edebiliyor. Hikaye, üç kedi arkadaşın kayan bir yıldız görmesiyle başlıyor. Sonraki gecelerde hep bir Yıldız'ın kaymasını bekliyor küçük piticik. "Üç kafadar yine damda Piti Pati ve Pus sırt üstü uzanmışlar keyifle sohbet ediyorlar"
Diye başlıyor ve pitiye arkadaşlarının oynadığı oyunla devam ediyor. Arkadaşlık üzerine yazılmış bir kitap. Resimler gene çok güzel. Özellikle yıldızlı gece resimleri Efe'nin en sevdikleri. Saymaya çalışıyoruz her seferinde. Hatta yakın bir tarihte ingilizceye çevirisi oldu bu kitabın.
İki kitapta güzel ama bizim favorimiz "üç kedi bir Dilek"...
Cümleler çok kısa değil kitapta. İlk başta sıkılabilir miniğiniz. Ben genelde kısalttım cümleleri. Ama resimler çok eğlenceli. Biraz aşina olunca, tamamını dinleyebilirler.
ÜÇ KEDİ BİR DİLEK
Bu kitap favorilerinden. Cümleler kısa ve sonları kafiyeli olduğundan hemen hafızaya yer ediyor. Tekerleme söyler gibi kitabı bakmadan tekrar edebiliyor. Hikaye, üç kedi arkadaşın kayan bir yıldız görmesiyle başlıyor. Sonraki gecelerde hep bir Yıldız'ın kaymasını bekliyor küçük piticik. "Üç kafadar yine damda Piti Pati ve Pus sırt üstü uzanmışlar keyifle sohbet ediyorlar"
Diye başlıyor ve pitiye arkadaşlarının oynadığı oyunla devam ediyor. Arkadaşlık üzerine yazılmış bir kitap. Resimler gene çok güzel. Özellikle yıldızlı gece resimleri Efe'nin en sevdikleri. Saymaya çalışıyoruz her seferinde. Hatta yakın bir tarihte ingilizceye çevirisi oldu bu kitabın.
İki kitapta güzel ama bizim favorimiz "üç kedi bir Dilek"...
8 Nisan 2013 Pazartesi
İlk Bahçem çimlendi:)
Bu ikinci kitimiz. İlk yaptığımızın çiçeklerini fotoğraflayıp koymaya fırsat olmadı. Çok yoğun bir anneyim. Ev, iş, çocuk, hobiler, gezmeler:)
Bahar yüzünü göstermişken ikincisini de yapalım dedik. Hem bu kez Efe'nin emeği daha çok oldu:)
Şimdi çimlenmiş halini görüyorsunuz resimlerde, çiçeklerini de yakında fotoğraflamak dileğiyle...
Bahar yüzünü göstermişken ikincisini de yapalım dedik. Hem bu kez Efe'nin emeği daha çok oldu:)
Şimdi çimlenmiş halini görüyorsunuz resimlerde, çiçeklerini de yakında fotoğraflamak dileğiyle...
6 Nisan 2013 Cumartesi
Julia Donaldson Serisi-2
Maskeli Fare
" Hop dedik tavşan, nereye böyle acele acele? Çıkart bakalım börekleri çörekleri dök bakalım çikolatalarını kekleri" diyor bizim maskeli fare. Son günlerde en çok okuduğumuz kitaplardan biri. Repliklerini tekrarlamak çok zevkli resimler her zamanki gibi şahane. Güzel bir hikayesi var. Yol boyunca gördüğü bütün hayvanların yiyeceklerini alıyor. Diğer hayvanlar zayıflarken maskeli farenin göbeği büyüyor. Bir gün karşısına "bayan vakvak" çıkıyor ve bizim maskeli haydutu oyuna getiriyor.
Süper Kurti
Bu kitabı fazlaca benimsemedi Efe. Çok az okuduk. Buradaki kahramanımız bir solucan, süper Kurti. İstediği şekle kolayca girebildiği için arkadaşlarına yardım ediyor. Ama kötü kalpli kertenkele kaçırıyor bizim kahramanı. Vefakar arkadaşları da kurtarıyor bu iyi kalpli dostlarını.
İyi okumalar herkese:)
" Hop dedik tavşan, nereye böyle acele acele? Çıkart bakalım börekleri çörekleri dök bakalım çikolatalarını kekleri" diyor bizim maskeli fare. Son günlerde en çok okuduğumuz kitaplardan biri. Repliklerini tekrarlamak çok zevkli resimler her zamanki gibi şahane. Güzel bir hikayesi var. Yol boyunca gördüğü bütün hayvanların yiyeceklerini alıyor. Diğer hayvanlar zayıflarken maskeli farenin göbeği büyüyor. Bir gün karşısına "bayan vakvak" çıkıyor ve bizim maskeli haydutu oyuna getiriyor.
Süper Kurti
Bu kitabı fazlaca benimsemedi Efe. Çok az okuduk. Buradaki kahramanımız bir solucan, süper Kurti. İstediği şekle kolayca girebildiği için arkadaşlarına yardım ediyor. Ama kötü kalpli kertenkele kaçırıyor bizim kahramanı. Vefakar arkadaşları da kurtarıyor bu iyi kalpli dostlarını.
İyi okumalar herkese:)
28 Mart 2013 Perşembe
Julia Donaldson Serimiz-1
Artık sığamıyoruz. Eve, odalara, hatta kitaplığa. Yakın zamanda kitaplık değiştirme ve oyuncak odasını düzenleme planım var. İki yaşında bir çocuk için oldukça fazla kitabımız var. Çok da fırsatım olmuyor son günlerde yazmaya. Bir yerden başlamak lazım, başladık:)
Çocuğun dil gelişimi için en büyük kaynak kitaplar. Hele ki Julia Donaldson gibi bir dile sahipse. Pırtık Tekir ile başladı bizim bu serilerimiz. Efe ısrarla onu okutunca dedimki var bunda birşey. Neden diğer kitaplar değil de bu? Sonrasında kitapçılarda deli gibi bu yazarın kitaplarını aramaya başladım. Bulduklarımı sizlerle de paylaşmak istedim.
Nohut Oda Bakla Sofa:
Minik yaşlı teyzemiz yakınıyor evi küçük diye. Bilge ihtiyara danışıyor ve onun öğütlerini uyguluyor. Çiftliğindeki hayvanları eve alıyor sonra da izle karmaşayı:) Sonunda anlıyor ki, yakınması boşa. Eski haline getiriyor evini.
Cümleler kısa ve kafiyeli. Resimler çok hoş. Gizli öznesinde ders veren bir öykü. Bizim kıssadan hisselere benziyor.
Yolda yürüyoruz, diyelim ki önümüzden bastonlu biri geçiyor. Efe'nin tepkisi: anne bak Bilge ihtiyar
Bayılıyorum bu benzetmelere:)
Kasabanın En Şık Devi:
Kravat kelimesini öğrendiğimiz kitap:) Buradaki kahramanımız George adında bir dev. Kendi gibi yüreği de kocaman çok yardımsever. Bir gün kendisine şık giysiler alan dev, yol boyunca gördüğü çaresiz hayvanlara yardım ediyor. Her birine bir giysisini veriyor. Sonunda kendi çıplak kalıyor. Durumu öğrenen arkadaşları deve sürpriz yapıyorlar.
Kitapta devin pantolonu düşünce söylediği bir cümle var. Efe de ne zaman pantolonunu çıkartmak istesek aynısını bize söylüyor:
Pantolonum düşüyor bu dev fena üşüyor:)
Kitabın resimlerinde çok ayrıntı var. Çok güzel çizilmiş. Çocukların benzetme yeteneklerini geliştirecek türden.
Çocuğun dil gelişimi için en büyük kaynak kitaplar. Hele ki Julia Donaldson gibi bir dile sahipse. Pırtık Tekir ile başladı bizim bu serilerimiz. Efe ısrarla onu okutunca dedimki var bunda birşey. Neden diğer kitaplar değil de bu? Sonrasında kitapçılarda deli gibi bu yazarın kitaplarını aramaya başladım. Bulduklarımı sizlerle de paylaşmak istedim.
Nohut Oda Bakla Sofa:
Minik yaşlı teyzemiz yakınıyor evi küçük diye. Bilge ihtiyara danışıyor ve onun öğütlerini uyguluyor. Çiftliğindeki hayvanları eve alıyor sonra da izle karmaşayı:) Sonunda anlıyor ki, yakınması boşa. Eski haline getiriyor evini.
Cümleler kısa ve kafiyeli. Resimler çok hoş. Gizli öznesinde ders veren bir öykü. Bizim kıssadan hisselere benziyor.
Yolda yürüyoruz, diyelim ki önümüzden bastonlu biri geçiyor. Efe'nin tepkisi: anne bak Bilge ihtiyar
Bayılıyorum bu benzetmelere:)
Kasabanın En Şık Devi:
Kravat kelimesini öğrendiğimiz kitap:) Buradaki kahramanımız George adında bir dev. Kendi gibi yüreği de kocaman çok yardımsever. Bir gün kendisine şık giysiler alan dev, yol boyunca gördüğü çaresiz hayvanlara yardım ediyor. Her birine bir giysisini veriyor. Sonunda kendi çıplak kalıyor. Durumu öğrenen arkadaşları deve sürpriz yapıyorlar.
Kitapta devin pantolonu düşünce söylediği bir cümle var. Efe de ne zaman pantolonunu çıkartmak istesek aynısını bize söylüyor:
Pantolonum düşüyor bu dev fena üşüyor:)
Kitabın resimlerinde çok ayrıntı var. Çok güzel çizilmiş. Çocukların benzetme yeteneklerini geliştirecek türden.
19 Mart 2013 Salı
Efe'nin Pipkin serisi
Evet kabul ediyorum benim çenem durmaz:) Hamileyken konuşup konuşup kafasını şişirdim Efe'nin. Doğdu yavrucak, bu sefer de anneannemiz, türküleriyle coşturdu. İki günlük bebeği anlayınca susturmak için Karadeniz türküsü söyleyen bir bizim evde var heralde. Hal böyle olunca Efe de çabuk konuştu. Ama bir yerde tıkanıyorum ve bu kez kitaplara başvuruyorum. Çünkü birşey uydurmama gerek yok, hikaye kitapta nasıl olsa. Yanlış hatırlamıyorsam ilk kitap okuduğumda Efe 4 aylıktı. Onbir aylık olduğunda bir gece anneme bıraktım. Geldim ki, annem çıldırmış. Çünkü annem o kitabı atmış yırtıldı diye ve Efe ağlamaya başlamış kitap okumadı diye. Ertesi günü annem aynı kitabı gidip aldı ve benim gibi okudu Efe'ye. Ses efektleri, hayret cümleleri, arada bir hikayeye uygun şarkılar falan...
Şimdi iki yaşında ve kocaman bir kitaplığı var oğlumun. İstediği kitabı getiriyor, defalarca okutuyor. Bir değil, iki değil, defalarca! Artık sıkılıyorum ve de ezberliyorum bakmadan okuyorum. Bir seriye taktığı zaman haftalar sürebiliyor Efe için. Pipkin serisi de öyle oldu bizim için. TÜBİTAK yayınlarından çıkan kitabın üç farklı kitabı var: Gökyüzü ne kadar yüksek, Deniz ne kadar derin , Bir milyon ne kadar büyük.
Kahramanımız sevimli bir penguen. Boyu küçük ama merakı çok büyük. Herşeyi merak ediyor sonra da araştırmaya yola çıkıyor. Umarım Efe de etkilenip bir gün bana: "Anne ben de cevabını bulmaya gidiyorum" demez.
Pipkin'in annesi bana benzemiyor tabi:) Her seferinde arkasından el sallayıp, iyi şanslar diliyor.
Bu üç kitaptan da değişik kelime ve hayvan isimleri öğrendik. Ayrıca penguenlerin uçamadığını sadece yüzebildiğini de buradan öğrendi. Aslında ben kitabı ona sadece okuyorum hiçbir ekleme efekt yapmadan. Ama Efe ilgisini çeken yerleri ve merakını o kadar güzel ifade ediyor ki, bunu öğrendiği kelimelerden anlayabiliyorum.
Gymboree'deki art dersimizde bir gün İlayda öğretmen penguen yaptırdı çocuklara. Efe de hemen açtı çenesini: penguenler uçmaz yüzerler ama Albatros kuşu uçabilir. İşte bu cümleyi duyan başka bir ebeveyn de başladı bana konuşmaya. Daha bu yaşta ansiklopedi mi okumuşum çocuğa daha o bile bilmiyormuş Albatros kuşunu... Bu kısmına yorum yapmıyorum tercihi size bırakıyorum.
Eğer siz de Pipkin ile tanışmak isterseniz kitapçılarda bulabilirsiniz. Fiyatları gayet uygun 14 TL ve kalın sünger kapak.
Şimdi iki yaşında ve kocaman bir kitaplığı var oğlumun. İstediği kitabı getiriyor, defalarca okutuyor. Bir değil, iki değil, defalarca! Artık sıkılıyorum ve de ezberliyorum bakmadan okuyorum. Bir seriye taktığı zaman haftalar sürebiliyor Efe için. Pipkin serisi de öyle oldu bizim için. TÜBİTAK yayınlarından çıkan kitabın üç farklı kitabı var: Gökyüzü ne kadar yüksek, Deniz ne kadar derin , Bir milyon ne kadar büyük.
Kahramanımız sevimli bir penguen. Boyu küçük ama merakı çok büyük. Herşeyi merak ediyor sonra da araştırmaya yola çıkıyor. Umarım Efe de etkilenip bir gün bana: "Anne ben de cevabını bulmaya gidiyorum" demez.
Pipkin'in annesi bana benzemiyor tabi:) Her seferinde arkasından el sallayıp, iyi şanslar diliyor.
Bu üç kitaptan da değişik kelime ve hayvan isimleri öğrendik. Ayrıca penguenlerin uçamadığını sadece yüzebildiğini de buradan öğrendi. Aslında ben kitabı ona sadece okuyorum hiçbir ekleme efekt yapmadan. Ama Efe ilgisini çeken yerleri ve merakını o kadar güzel ifade ediyor ki, bunu öğrendiği kelimelerden anlayabiliyorum.
Gymboree'deki art dersimizde bir gün İlayda öğretmen penguen yaptırdı çocuklara. Efe de hemen açtı çenesini: penguenler uçmaz yüzerler ama Albatros kuşu uçabilir. İşte bu cümleyi duyan başka bir ebeveyn de başladı bana konuşmaya. Daha bu yaşta ansiklopedi mi okumuşum çocuğa daha o bile bilmiyormuş Albatros kuşunu... Bu kısmına yorum yapmıyorum tercihi size bırakıyorum.
Eğer siz de Pipkin ile tanışmak isterseniz kitapçılarda bulabilirsiniz. Fiyatları gayet uygun 14 TL ve kalın sünger kapak.
2 Mart 2013 Cumartesi
My Kids Corner Faciası!
Bu bloga kötü şeyler yazmak hiç istemiyorum aslında. Ama yaşadığım olumsuzlukları insanların bilmesi, onların da aynı şeyleri yaşamaması için yazıyorum. Belki de işletmeciler bu durumdan kendilerine pay çıkarır ve bundan sonraki misafirlerine daha düzgün davranır.
Burası Kozyatağında çocuklu ailelere Cafe hizmeti veren aynı zamanda oyun grubu hizmeti ve eğitim danışmanlığı veren bir yer. Nereden biliyorum? İnternet sitelerinden.
Üç kere gittim buraya üç ziyaretim de fiyasko resmen. Boşa harcanmış zaman ve para. Cafe hizmetinden yararlanmak için gittik son iki kez. İki katlı bir yer, alt kat Cafe üst kat oyun yeri. Tüm gün sınırsız oyun yeri 10TL ücreti var. Sözüm ona çocuğunuz yukarda oynarken siz rahat rahat çayınızı içebileceksiniz. Oyun yerinde bir hanım var çocuklara göz kulak olan. Ama dediğim gibi sadece göz kulak oluyor oyun oynatmıyor. Her çocuk kendi başına oynuyor. Hal böyle olunca da bakıyorsunuz, anneler mecburen oyun yerine çıkmış çocuklarını oyalıyor yada çocuklar aşağıya iniyor. İki arkadaş gittik buraya. Sarper Efe çok hareketli bir çocuk ama nihayetinde iki yaşında. Doğal olarak oyuncak kutularını amaçsızca boşalttı, yerdeki toplara ayağı ile vurdu( topa vurulur zaten), gözetmen ablanın onu her uyarması sonucunda da hırçınlaşmaya başladı. Çocukların hislerine çok güveniyorum. Kesinlikle o da istenmediğini hissetti. Çocuk gelişimiyle alakası olmayan gözetmen ablamız, öyle uyarılarda bulunuyor ki komik gerçekten.
"Ama hep oyuncakları döküyorsun, onları atma, bunları elleme, bizimle iletişim kurmuyor bu çocuk başedemiyorum"
Anlamadığım birşey var?? İki yaş çocuklarına hizmet verilmiyor mu? Eğer öyleyse orda ne işimiz var? Bir önceki gelişimizde müzik açacaklarını söylediler. Oyun yok, müzik yok çok bile durdu çocuklar. Neymiş, giderken açılacakmış.
Bugün haftasonu olduğu için kahvaltıya gittik. Açık büfe 17 TL. Aman Allah'ım ne kahvaltı! Zar inceliğinde kesilmiş beyaz peynir, kurumuş kaşar peynirleri, buz gibi sosisliler. İlk defa yemek için verdiğim paraya acıdım. Topu topu yarım saatlik oyun yerine verilen 10TL para. Memnun olmadığımızı onlar da anladı bence . Ama hiç bir gayretleri olmadı umurlarında değil. Gider miyim bir daha? Asla! Zaten buraya ilk gidişim de faciaydı.
10 dakika durduk sadece. Çünkü nasıl bir yer olduğunu görmeye bilgi almaya gitmiştik. Bize çay ikram etmek istediklerini söylediler kabul ettik tabi. Tam çıkıyordum ki, hesap getirdiler. Hem oyun yerine hem de çaylara para aldılar:)
Çok ilginç geldi bana. Sonuçta orayı keşfetmeye gelmiştim. Müşteri kazanmak için en azından on dakikalık oyun yerinin parasını almayabilirlerdi.
Son olarak tek diyeceğim : TAVSİYE ETMİYORUM!
Burası Kozyatağında çocuklu ailelere Cafe hizmeti veren aynı zamanda oyun grubu hizmeti ve eğitim danışmanlığı veren bir yer. Nereden biliyorum? İnternet sitelerinden.
Üç kere gittim buraya üç ziyaretim de fiyasko resmen. Boşa harcanmış zaman ve para. Cafe hizmetinden yararlanmak için gittik son iki kez. İki katlı bir yer, alt kat Cafe üst kat oyun yeri. Tüm gün sınırsız oyun yeri 10TL ücreti var. Sözüm ona çocuğunuz yukarda oynarken siz rahat rahat çayınızı içebileceksiniz. Oyun yerinde bir hanım var çocuklara göz kulak olan. Ama dediğim gibi sadece göz kulak oluyor oyun oynatmıyor. Her çocuk kendi başına oynuyor. Hal böyle olunca da bakıyorsunuz, anneler mecburen oyun yerine çıkmış çocuklarını oyalıyor yada çocuklar aşağıya iniyor. İki arkadaş gittik buraya. Sarper Efe çok hareketli bir çocuk ama nihayetinde iki yaşında. Doğal olarak oyuncak kutularını amaçsızca boşalttı, yerdeki toplara ayağı ile vurdu( topa vurulur zaten), gözetmen ablanın onu her uyarması sonucunda da hırçınlaşmaya başladı. Çocukların hislerine çok güveniyorum. Kesinlikle o da istenmediğini hissetti. Çocuk gelişimiyle alakası olmayan gözetmen ablamız, öyle uyarılarda bulunuyor ki komik gerçekten.
"Ama hep oyuncakları döküyorsun, onları atma, bunları elleme, bizimle iletişim kurmuyor bu çocuk başedemiyorum"
Anlamadığım birşey var?? İki yaş çocuklarına hizmet verilmiyor mu? Eğer öyleyse orda ne işimiz var? Bir önceki gelişimizde müzik açacaklarını söylediler. Oyun yok, müzik yok çok bile durdu çocuklar. Neymiş, giderken açılacakmış.
Bugün haftasonu olduğu için kahvaltıya gittik. Açık büfe 17 TL. Aman Allah'ım ne kahvaltı! Zar inceliğinde kesilmiş beyaz peynir, kurumuş kaşar peynirleri, buz gibi sosisliler. İlk defa yemek için verdiğim paraya acıdım. Topu topu yarım saatlik oyun yerine verilen 10TL para. Memnun olmadığımızı onlar da anladı bence . Ama hiç bir gayretleri olmadı umurlarında değil. Gider miyim bir daha? Asla! Zaten buraya ilk gidişim de faciaydı.
10 dakika durduk sadece. Çünkü nasıl bir yer olduğunu görmeye bilgi almaya gitmiştik. Bize çay ikram etmek istediklerini söylediler kabul ettik tabi. Tam çıkıyordum ki, hesap getirdiler. Hem oyun yerine hem de çaylara para aldılar:)
Çok ilginç geldi bana. Sonuçta orayı keşfetmeye gelmiştim. Müşteri kazanmak için en azından on dakikalık oyun yerinin parasını almayabilirlerdi.
Son olarak tek diyeceğim : TAVSİYE ETMİYORUM!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







