Evet kabul ediyorum benim çenem durmaz:) Hamileyken konuşup konuşup kafasını şişirdim Efe'nin. Doğdu yavrucak, bu sefer de anneannemiz, türküleriyle coşturdu. İki günlük bebeği anlayınca susturmak için Karadeniz türküsü söyleyen bir bizim evde var heralde. Hal böyle olunca Efe de çabuk konuştu. Ama bir yerde tıkanıyorum ve bu kez kitaplara başvuruyorum. Çünkü birşey uydurmama gerek yok, hikaye kitapta nasıl olsa. Yanlış hatırlamıyorsam ilk kitap okuduğumda Efe 4 aylıktı. Onbir aylık olduğunda bir gece anneme bıraktım. Geldim ki, annem çıldırmış. Çünkü annem o kitabı atmış yırtıldı diye ve Efe ağlamaya başlamış kitap okumadı diye. Ertesi günü annem aynı kitabı gidip aldı ve benim gibi okudu Efe'ye. Ses efektleri, hayret cümleleri, arada bir hikayeye uygun şarkılar falan...
Şimdi iki yaşında ve kocaman bir kitaplığı var oğlumun. İstediği kitabı getiriyor, defalarca okutuyor. Bir değil, iki değil, defalarca! Artık sıkılıyorum ve de ezberliyorum bakmadan okuyorum. Bir seriye taktığı zaman haftalar sürebiliyor Efe için. Pipkin serisi de öyle oldu bizim için. TÜBİTAK yayınlarından çıkan kitabın üç farklı kitabı var: Gökyüzü ne kadar yüksek, Deniz ne kadar derin , Bir milyon ne kadar büyük.
Kahramanımız sevimli bir penguen. Boyu küçük ama merakı çok büyük. Herşeyi merak ediyor sonra da araştırmaya yola çıkıyor. Umarım Efe de etkilenip bir gün bana: "Anne ben de cevabını bulmaya gidiyorum" demez.
Pipkin'in annesi bana benzemiyor tabi:) Her seferinde arkasından el sallayıp, iyi şanslar diliyor.
Bu üç kitaptan da değişik kelime ve hayvan isimleri öğrendik. Ayrıca penguenlerin uçamadığını sadece yüzebildiğini de buradan öğrendi. Aslında ben kitabı ona sadece okuyorum hiçbir ekleme efekt yapmadan. Ama Efe ilgisini çeken yerleri ve merakını o kadar güzel ifade ediyor ki, bunu öğrendiği kelimelerden anlayabiliyorum.
Gymboree'deki art dersimizde bir gün İlayda öğretmen penguen yaptırdı çocuklara. Efe de hemen açtı çenesini: penguenler uçmaz yüzerler ama Albatros kuşu uçabilir. İşte bu cümleyi duyan başka bir ebeveyn de başladı bana konuşmaya. Daha bu yaşta ansiklopedi mi okumuşum çocuğa daha o bile bilmiyormuş Albatros kuşunu... Bu kısmına yorum yapmıyorum tercihi size bırakıyorum.
Eğer siz de Pipkin ile tanışmak isterseniz kitapçılarda bulabilirsiniz. Fiyatları gayet uygun 14 TL ve kalın sünger kapak.
19 Mart 2013 Salı
2 Mart 2013 Cumartesi
My Kids Corner Faciası!
Bu bloga kötü şeyler yazmak hiç istemiyorum aslında. Ama yaşadığım olumsuzlukları insanların bilmesi, onların da aynı şeyleri yaşamaması için yazıyorum. Belki de işletmeciler bu durumdan kendilerine pay çıkarır ve bundan sonraki misafirlerine daha düzgün davranır.
Burası Kozyatağında çocuklu ailelere Cafe hizmeti veren aynı zamanda oyun grubu hizmeti ve eğitim danışmanlığı veren bir yer. Nereden biliyorum? İnternet sitelerinden.
Üç kere gittim buraya üç ziyaretim de fiyasko resmen. Boşa harcanmış zaman ve para. Cafe hizmetinden yararlanmak için gittik son iki kez. İki katlı bir yer, alt kat Cafe üst kat oyun yeri. Tüm gün sınırsız oyun yeri 10TL ücreti var. Sözüm ona çocuğunuz yukarda oynarken siz rahat rahat çayınızı içebileceksiniz. Oyun yerinde bir hanım var çocuklara göz kulak olan. Ama dediğim gibi sadece göz kulak oluyor oyun oynatmıyor. Her çocuk kendi başına oynuyor. Hal böyle olunca da bakıyorsunuz, anneler mecburen oyun yerine çıkmış çocuklarını oyalıyor yada çocuklar aşağıya iniyor. İki arkadaş gittik buraya. Sarper Efe çok hareketli bir çocuk ama nihayetinde iki yaşında. Doğal olarak oyuncak kutularını amaçsızca boşalttı, yerdeki toplara ayağı ile vurdu( topa vurulur zaten), gözetmen ablanın onu her uyarması sonucunda da hırçınlaşmaya başladı. Çocukların hislerine çok güveniyorum. Kesinlikle o da istenmediğini hissetti. Çocuk gelişimiyle alakası olmayan gözetmen ablamız, öyle uyarılarda bulunuyor ki komik gerçekten.
"Ama hep oyuncakları döküyorsun, onları atma, bunları elleme, bizimle iletişim kurmuyor bu çocuk başedemiyorum"
Anlamadığım birşey var?? İki yaş çocuklarına hizmet verilmiyor mu? Eğer öyleyse orda ne işimiz var? Bir önceki gelişimizde müzik açacaklarını söylediler. Oyun yok, müzik yok çok bile durdu çocuklar. Neymiş, giderken açılacakmış.
Bugün haftasonu olduğu için kahvaltıya gittik. Açık büfe 17 TL. Aman Allah'ım ne kahvaltı! Zar inceliğinde kesilmiş beyaz peynir, kurumuş kaşar peynirleri, buz gibi sosisliler. İlk defa yemek için verdiğim paraya acıdım. Topu topu yarım saatlik oyun yerine verilen 10TL para. Memnun olmadığımızı onlar da anladı bence . Ama hiç bir gayretleri olmadı umurlarında değil. Gider miyim bir daha? Asla! Zaten buraya ilk gidişim de faciaydı.
10 dakika durduk sadece. Çünkü nasıl bir yer olduğunu görmeye bilgi almaya gitmiştik. Bize çay ikram etmek istediklerini söylediler kabul ettik tabi. Tam çıkıyordum ki, hesap getirdiler. Hem oyun yerine hem de çaylara para aldılar:)
Çok ilginç geldi bana. Sonuçta orayı keşfetmeye gelmiştim. Müşteri kazanmak için en azından on dakikalık oyun yerinin parasını almayabilirlerdi.
Son olarak tek diyeceğim : TAVSİYE ETMİYORUM!
Burası Kozyatağında çocuklu ailelere Cafe hizmeti veren aynı zamanda oyun grubu hizmeti ve eğitim danışmanlığı veren bir yer. Nereden biliyorum? İnternet sitelerinden.
Üç kere gittim buraya üç ziyaretim de fiyasko resmen. Boşa harcanmış zaman ve para. Cafe hizmetinden yararlanmak için gittik son iki kez. İki katlı bir yer, alt kat Cafe üst kat oyun yeri. Tüm gün sınırsız oyun yeri 10TL ücreti var. Sözüm ona çocuğunuz yukarda oynarken siz rahat rahat çayınızı içebileceksiniz. Oyun yerinde bir hanım var çocuklara göz kulak olan. Ama dediğim gibi sadece göz kulak oluyor oyun oynatmıyor. Her çocuk kendi başına oynuyor. Hal böyle olunca da bakıyorsunuz, anneler mecburen oyun yerine çıkmış çocuklarını oyalıyor yada çocuklar aşağıya iniyor. İki arkadaş gittik buraya. Sarper Efe çok hareketli bir çocuk ama nihayetinde iki yaşında. Doğal olarak oyuncak kutularını amaçsızca boşalttı, yerdeki toplara ayağı ile vurdu( topa vurulur zaten), gözetmen ablanın onu her uyarması sonucunda da hırçınlaşmaya başladı. Çocukların hislerine çok güveniyorum. Kesinlikle o da istenmediğini hissetti. Çocuk gelişimiyle alakası olmayan gözetmen ablamız, öyle uyarılarda bulunuyor ki komik gerçekten.
"Ama hep oyuncakları döküyorsun, onları atma, bunları elleme, bizimle iletişim kurmuyor bu çocuk başedemiyorum"
Anlamadığım birşey var?? İki yaş çocuklarına hizmet verilmiyor mu? Eğer öyleyse orda ne işimiz var? Bir önceki gelişimizde müzik açacaklarını söylediler. Oyun yok, müzik yok çok bile durdu çocuklar. Neymiş, giderken açılacakmış.
Bugün haftasonu olduğu için kahvaltıya gittik. Açık büfe 17 TL. Aman Allah'ım ne kahvaltı! Zar inceliğinde kesilmiş beyaz peynir, kurumuş kaşar peynirleri, buz gibi sosisliler. İlk defa yemek için verdiğim paraya acıdım. Topu topu yarım saatlik oyun yerine verilen 10TL para. Memnun olmadığımızı onlar da anladı bence . Ama hiç bir gayretleri olmadı umurlarında değil. Gider miyim bir daha? Asla! Zaten buraya ilk gidişim de faciaydı.
10 dakika durduk sadece. Çünkü nasıl bir yer olduğunu görmeye bilgi almaya gitmiştik. Bize çay ikram etmek istediklerini söylediler kabul ettik tabi. Tam çıkıyordum ki, hesap getirdiler. Hem oyun yerine hem de çaylara para aldılar:)
Çok ilginç geldi bana. Sonuçta orayı keşfetmeye gelmiştim. Müşteri kazanmak için en azından on dakikalık oyun yerinin parasını almayabilirlerdi.
Son olarak tek diyeceğim : TAVSİYE ETMİYORUM!
20 Şubat 2013 Çarşamba
Efe'nin birinci yaşını nasıl kutladık?
Hazır ikinci yaş günü hazırlıklarını yazmışken, geçen sene neler yaptım yazayım dedim. Birinci yaşı evde kutlamak daha mantıklı geliyor bana. Çünkü henüz yürümeye başlayan yada daha yürümeyen bebeklerle, evde kutlama yapmak daha kolay. Dışarıdaki partilerde anneler rahat edemiyor, "aman düşmesin, yok oraya gitmesin, eyvah emekliyor yerde elleri pislendi" diye.
Ama evdeki partilerde de bence, evi bebeklere uygun hale getirmek lazım. Ben nasıl yaptım?
1) salonumda sivri köşeli sehpaları ve eşyaları kaldırdım. Ortaya en Tüysüz, en hav çıkarmayan halımı serdim. Koltukları, alanı genişletecek şekilde yerleştirdim.
2) Bir odamı oyuncak odası yapmıştım. Buranın zeminine de puzzle halılardan serdim. Hem temizliği kolay oldu hem de bebekler rahat etti.
3) Yemek masamın üzerine servis yaptım ikramları ve büyüklerin ısrarına rağmen sıcak içecek servisi yapmadık o gün. Çünkü sekiz bebeği servis edilen kaynar çaylara karşı korumak zor!
Evde parti yapacağım önceden belliydi o yüzden uygun bir zamanda süs işlerini hallettim. Tabiki bütçeyi en az yorarak:) Bunun için bildiğim tek adres Eminönü:)
Şöyle ki, kurukahveci Mehmet Efendi'nin sokağına girdiğinizde yol boyunca süsleme malzemeleri satan dükkanlar var. Balonlar, fenerler, tüller, yapışkanlı simli harfler ve aklıma gelmeyen bir sürü şey... Ama bu sokağın sonunda sepetçi dükkanlar başlıyor. İşte orada bir dükkan varki, migroslarda gördüğünüz disney temalı bardak, peçete, tabak, kapı süsü vs. Çok uygun fiyatta.
Hatırladığım kadarıyla yüz tane balonu 10TL ye almıştım geçen yıl. Bu alışverişimden aldıklarım:
1) kapı süsü
2) masa örtüsü(resimlerde detayları görebilirsiniz)
3) balonlar, fenerler
4) yapışkanlı simli harfler, hoşgeldin ve happy birthday askıları
5) bardak,peçete,tabak
İkramlar zaten aile büyüklerinin ayarladığı şeylerdi. Pastasını ben seçtim:) Dört aylıkken beri tanıdığı Kahraman Winnie the Pooh. O yüzden pastasını bu şekilde seçtim. İnternetten araştırdım pastacıları ama benim oturduğum cadde üzerinde bir pastane var ki, gerçekten yetenekliler. Keyifli Tatlar'dan pasta ve ikramlık kurabiyelerini yaptırdım. Doğum zamanında şekerlerini koyduğumuz sepete bu kurabiyeleri yerleştirdim. Böylece sakla samanı gelir zamanı oldu:)
Son olarak yaptığım büyük hazırlık fotoğrafçıydı. Bu konuda arayışım olmadı çünkü zaten Jasmin Traub ile doğum fotoğraflarında çalışmıştık. Ameliyathaneye girerken düşündüğüm tek şey: iyi ki jasmini bulmuşum oldu. Çünkü o olmasa ben oracıkta heyecandan bayılabilirdim. Zaten bayılttılar ameliyathanede:) Sağolsun Jasmin çok güzel kareler yakaladı çekti.
Veeeee doğumgünü biter. Arkanızı dönün şöyle bir bakın eve şimdi, nasıl görünüyor? Kim toplayacak bunları şimdi? İşin en zor kısmı bu işte. O anda bir ses: Anneeeee!
Efe'nin anneannesi yardım eder her zamanki gibi ve bu doğumgününü atlatırız böylece.
Ama evdeki partilerde de bence, evi bebeklere uygun hale getirmek lazım. Ben nasıl yaptım?
1) salonumda sivri köşeli sehpaları ve eşyaları kaldırdım. Ortaya en Tüysüz, en hav çıkarmayan halımı serdim. Koltukları, alanı genişletecek şekilde yerleştirdim.
2) Bir odamı oyuncak odası yapmıştım. Buranın zeminine de puzzle halılardan serdim. Hem temizliği kolay oldu hem de bebekler rahat etti.
3) Yemek masamın üzerine servis yaptım ikramları ve büyüklerin ısrarına rağmen sıcak içecek servisi yapmadık o gün. Çünkü sekiz bebeği servis edilen kaynar çaylara karşı korumak zor!
Evde parti yapacağım önceden belliydi o yüzden uygun bir zamanda süs işlerini hallettim. Tabiki bütçeyi en az yorarak:) Bunun için bildiğim tek adres Eminönü:)
Şöyle ki, kurukahveci Mehmet Efendi'nin sokağına girdiğinizde yol boyunca süsleme malzemeleri satan dükkanlar var. Balonlar, fenerler, tüller, yapışkanlı simli harfler ve aklıma gelmeyen bir sürü şey... Ama bu sokağın sonunda sepetçi dükkanlar başlıyor. İşte orada bir dükkan varki, migroslarda gördüğünüz disney temalı bardak, peçete, tabak, kapı süsü vs. Çok uygun fiyatta.
Hatırladığım kadarıyla yüz tane balonu 10TL ye almıştım geçen yıl. Bu alışverişimden aldıklarım:
1) kapı süsü
2) masa örtüsü(resimlerde detayları görebilirsiniz)
3) balonlar, fenerler
4) yapışkanlı simli harfler, hoşgeldin ve happy birthday askıları
5) bardak,peçete,tabak
İkramlar zaten aile büyüklerinin ayarladığı şeylerdi. Pastasını ben seçtim:) Dört aylıkken beri tanıdığı Kahraman Winnie the Pooh. O yüzden pastasını bu şekilde seçtim. İnternetten araştırdım pastacıları ama benim oturduğum cadde üzerinde bir pastane var ki, gerçekten yetenekliler. Keyifli Tatlar'dan pasta ve ikramlık kurabiyelerini yaptırdım. Doğum zamanında şekerlerini koyduğumuz sepete bu kurabiyeleri yerleştirdim. Böylece sakla samanı gelir zamanı oldu:)
Son olarak yaptığım büyük hazırlık fotoğrafçıydı. Bu konuda arayışım olmadı çünkü zaten Jasmin Traub ile doğum fotoğraflarında çalışmıştık. Ameliyathaneye girerken düşündüğüm tek şey: iyi ki jasmini bulmuşum oldu. Çünkü o olmasa ben oracıkta heyecandan bayılabilirdim. Zaten bayılttılar ameliyathanede:) Sağolsun Jasmin çok güzel kareler yakaladı çekti.
Veeeee doğumgünü biter. Arkanızı dönün şöyle bir bakın eve şimdi, nasıl görünüyor? Kim toplayacak bunları şimdi? İşin en zor kısmı bu işte. O anda bir ses: Anneeeee!
Efe'nin anneannesi yardım eder her zamanki gibi ve bu doğumgününü atlatırız böylece.
19 Şubat 2013 Salı
3 yaş öncesi televizyon izletmeli mi?
Yakınlarım iyi bilir hamileliğimdeki sıkıntılarımı. Amniyosentez olmak zorunda kalmıştım ve 21 gün beklemiştim test sonuçlarını. 21 gün değil yıl gibi gelmişti bana. Kafamda bir sürü soru işareti? Belki de bunun etkisiyle Efe dünyaya geldiğinde onunla kaliteli vakit geçirmek için elimden geleni yaptım. Ve bunun içinde televizyon izletmek diye bir şey yoktu. Yine de Efe'nin ikinci ay rutin kontrolünde doktorumuz şöyle uyarı yaptı: üç yaşına kadar tv izlettirmeyin, üç yaşından sonra günde sadece yarım saat.
Zaten istemiyordum tv izletmek ama doktorun böyle uyarması bahanem oldu. Aile büyüklerine ancak bu şekilde açıklama yapabilir ve kabul ettirebilirsiniz. Çünkü hep aynı laf: Aman canım nolcak sen izlemedin mi? Her tv izleyen aptal mı oluyor?
İster istemez savunmaya geçiyorum ve sanki uzmanmışım gibi açıklama yapmaya başlıyorum. Evet ben izledim ama benim çocukluğumda tek kanallıydı tv. Şimdiki gibi sabahtan akşama çocuk kanalı ve programları yoktu. Ayrıca bahçeli evde büyümenin avantajını yaşadım. Dört duvar arasına sıkışmamış özgür bir çocukluk geçirdim. Tek eğlencem tv değildi. Dört yaşındayken Susam Sokağı programı başlamıştı. Hepi topu yarım saat sürüyordu. Şimdi baby tv açıyorsunuz sabah 8 akşam 9 yayında.
Israrla tv izletmiyorum ve izletmeyeceğim. İnternette çeşitli makaleler de okudum bununla ilgili. Uzmanların ortak görüşü bu şekilde, üç yaşına kadar tv izlettirmek sakıncalı. Ve doktorumuzun söylediğine göre bununla ilgili olumsuz geri dönüşleri ancak çocuk okula gittiğinde farkedebilirmişiz. Olumsuz geri dönüşlerden kasıt; hiperaktivite, dikkat dağınıklığı, konstrasyon bozukluğu, odaklanma güçlüğü.
Son olarak bir de video bağlantısı vereyim, daha bilimsel açıdan açıklamalar burada çünkü:
http://www.youtube.com/watch?v=v2SdEpHjrjw
Zaten istemiyordum tv izletmek ama doktorun böyle uyarması bahanem oldu. Aile büyüklerine ancak bu şekilde açıklama yapabilir ve kabul ettirebilirsiniz. Çünkü hep aynı laf: Aman canım nolcak sen izlemedin mi? Her tv izleyen aptal mı oluyor?
İster istemez savunmaya geçiyorum ve sanki uzmanmışım gibi açıklama yapmaya başlıyorum. Evet ben izledim ama benim çocukluğumda tek kanallıydı tv. Şimdiki gibi sabahtan akşama çocuk kanalı ve programları yoktu. Ayrıca bahçeli evde büyümenin avantajını yaşadım. Dört duvar arasına sıkışmamış özgür bir çocukluk geçirdim. Tek eğlencem tv değildi. Dört yaşındayken Susam Sokağı programı başlamıştı. Hepi topu yarım saat sürüyordu. Şimdi baby tv açıyorsunuz sabah 8 akşam 9 yayında.
Israrla tv izletmiyorum ve izletmeyeceğim. İnternette çeşitli makaleler de okudum bununla ilgili. Uzmanların ortak görüşü bu şekilde, üç yaşına kadar tv izlettirmek sakıncalı. Ve doktorumuzun söylediğine göre bununla ilgili olumsuz geri dönüşleri ancak çocuk okula gittiğinde farkedebilirmişiz. Olumsuz geri dönüşlerden kasıt; hiperaktivite, dikkat dağınıklığı, konstrasyon bozukluğu, odaklanma güçlüğü.
Son olarak bir de video bağlantısı vereyim, daha bilimsel açıdan açıklamalar burada çünkü:
http://www.youtube.com/watch?v=v2SdEpHjrjw
Hadi aynısını yapsın Efe!
Böyle söylediğim zaman çocuk bir şevkleniyor:) Hemen aynısını yapıp birilerine göstermek ve karşılığında övgüler almak istiyor. En doğal hakkı tabiki. Yeter ki oynasın eğlensin benim tüm vakitlerim onun çünkü... Artık daha rahat çözüyorum Efe'yi. Çünkü kendini gayet güzel ifade ediyor. Mesela bu oyunu özellikle hediye paketi yaptırdım. Açtığı zaman söylediği ilk şey: çok güzel anne!
O zaman dedim ki tamamdır, doğru oyuncak. Gerçi yanıldığım çok az oldu ama olsun:) bu oyuncak yine zekidsten. Stoklarda çok çabuk biten bir oyuncak maalesef. Ne zamandır yakalayamıyordum geçen hafta buldum son bir taneyi. Daha önce mağazaya gittiğimizde Efe masada bayağı vakit geçirmişti bununla. Nedense almadım ama sonra pişman oldum. Çünkü biten oyuncak uzun süre gelmiyor.
Neyse... Bu oyunun amacı, kartlardaki hayvan suratlarının aynısını yapmak. Kolay gibi görünebilir ama dikkat etmesi gereken çok ince ayrıntılar var parçalarda. Mesela her iki kulak, göz birbirinin aynı değil! 10 değişik kart, 25 parça ve bir zemin tahtası var. Djeco'nun eşsiz tasarımı resimler...
Bence çocukları çok iyi tanıyor bu marka.
Görsel algı, dikkat, konsantrasyon için iyi bir oyun. Zaten oyun iki yaş ve yukarısı. Fiyatı da 66 TL. Ahşap olduğu için bence değer bir fiyat.
www.zekids.com.tr
O zaman dedim ki tamamdır, doğru oyuncak. Gerçi yanıldığım çok az oldu ama olsun:) bu oyuncak yine zekidsten. Stoklarda çok çabuk biten bir oyuncak maalesef. Ne zamandır yakalayamıyordum geçen hafta buldum son bir taneyi. Daha önce mağazaya gittiğimizde Efe masada bayağı vakit geçirmişti bununla. Nedense almadım ama sonra pişman oldum. Çünkü biten oyuncak uzun süre gelmiyor.
Neyse... Bu oyunun amacı, kartlardaki hayvan suratlarının aynısını yapmak. Kolay gibi görünebilir ama dikkat etmesi gereken çok ince ayrıntılar var parçalarda. Mesela her iki kulak, göz birbirinin aynı değil! 10 değişik kart, 25 parça ve bir zemin tahtası var. Djeco'nun eşsiz tasarımı resimler...
Bence çocukları çok iyi tanıyor bu marka.
Görsel algı, dikkat, konsantrasyon için iyi bir oyun. Zaten oyun iki yaş ve yukarısı. Fiyatı da 66 TL. Ahşap olduğu için bence değer bir fiyat.
www.zekids.com.tr
Efe'nin ikinci yaş doğumgünü hazırlığı
Geçen yıl bu vakitler yine aynı telaş vardı bizim evde. Neyse ki bu yılki kutlamayı dışarıda gerçekleştiriyoruz. Birinci yaş doğumgünlerinde, bebekler henüz yürümeye başladıkları için bence, evde kutlama yapmak daha az yorucu. Ama bu yıl hepsi Tazmanya canavarı gibi nereye gittiklerini bilemedikleri için, biz de dışarıda alternatifleri değerlendirmeye karar verdik.
Evimiz kozyatağı civarı dolayısıyla buradaki mekanlara baktık. Olur da böyle bir arayış içine girerseniz bir kaç mekan adı:
1) Bağ pastanesi
2) Play-İnn
3) My kids corner
4) Gymboree Erenköy
5) Muzhipo kids
Biz hangisini tercih ettik?
Bu yıl Efe'nin doğumgününü evimize bir sokak uzaklıkta bulunan Muzhipo kids'te kutlayacağız. Hem evimize yakınlığı, hem fiyatının uygunluğu hem de Gamze hanımın ilgisi üzerine tercihimizi bu yönde yaptık.
Şimdi aklımdaki ama yapamadığım liste şöyle:
1) o gün koşturmacayla geçecek. O yüzden hemen düz bir babet edinmeliyim. Rengi kıyafetime uygun olmalı.
2) Efe'nin arkadaşlarına küçük hediyelikler hazırlamalıyım.
3) o günü fotoğrafla ölümsüzleştirmek adına uygun bir plan yapmalıyım. Yoksa o gün çok karmaşa olacak.
4) Pasta ve diğer ikramlar benim dışımda gelişecek o yüzden kafam rahat:)
5) Efe'nin kıyafeti de anneanneden. Çünkü maalesef mağazalarda erkek çocuklarına o kadar alternatif yok. Biz de kendimiz üretmeye karar verdik. Bitmiş halini de koyacağım ilerleyen günlerde bloga.
6) Tabiki benim kıyafetim. Eşim duysa gözleri yaşarır:) ne kadar tutumluyum:) Geçen yıl indirimden aldığım kıyafeti giyeceğim:)
Evimiz kozyatağı civarı dolayısıyla buradaki mekanlara baktık. Olur da böyle bir arayış içine girerseniz bir kaç mekan adı:
1) Bağ pastanesi
2) Play-İnn
3) My kids corner
4) Gymboree Erenköy
5) Muzhipo kids
Biz hangisini tercih ettik?
Bu yıl Efe'nin doğumgününü evimize bir sokak uzaklıkta bulunan Muzhipo kids'te kutlayacağız. Hem evimize yakınlığı, hem fiyatının uygunluğu hem de Gamze hanımın ilgisi üzerine tercihimizi bu yönde yaptık.
Şimdi aklımdaki ama yapamadığım liste şöyle:
1) o gün koşturmacayla geçecek. O yüzden hemen düz bir babet edinmeliyim. Rengi kıyafetime uygun olmalı.
2) Efe'nin arkadaşlarına küçük hediyelikler hazırlamalıyım.
3) o günü fotoğrafla ölümsüzleştirmek adına uygun bir plan yapmalıyım. Yoksa o gün çok karmaşa olacak.
4) Pasta ve diğer ikramlar benim dışımda gelişecek o yüzden kafam rahat:)
5) Efe'nin kıyafeti de anneanneden. Çünkü maalesef mağazalarda erkek çocuklarına o kadar alternatif yok. Biz de kendimiz üretmeye karar verdik. Bitmiş halini de koyacağım ilerleyen günlerde bloga.
6) Tabiki benim kıyafetim. Eşim duysa gözleri yaşarır:) ne kadar tutumluyum:) Geçen yıl indirimden aldığım kıyafeti giyeceğim:)
12 Şubat 2013 Salı
Keçeden güneş yastığı
Konuşmaya başladığından beri Aydede, yıldız, güneş üçlemesi hakkında şarkılar söylüyor hikayeler ve uyku masalları anlatıyoruz. Ben de keçe denen malzemeyi çok sevmişken, kartondan evinin içine koyması için bu güneş yastığını yapmaya karar verdim. Günlerdir elimde kestiğim parçalar ve kurdeleler. Hemen anladı güneş yapacağımı. Başladı söylenmeye "güneşin dilini yap" diye. Maalesef ağzı ve dili için malzemem yok elimde. Artı yarın tamamlayınca koyacağım yeni resimleri. Henüz görmedi bu son halini. Ama eminim ki, gördüğünde ilk söyleyeceği şey " güneşin dili yok" olacak.
Yapımı çok basit. Keçeniz, kurdeleniz, makas, iğne , ipliğiniz ve yapıştırıcınız varsa ; istediğiniz boyutlarda parçaları kesip hemen işe koyulabilirsiniz. Kolay gelsin:)
Yapımı çok basit. Keçeniz, kurdeleniz, makas, iğne , ipliğiniz ve yapıştırıcınız varsa ; istediğiniz boyutlarda parçaları kesip hemen işe koyulabilirsiniz. Kolay gelsin:)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










